Anasayfa arrow Makaleler arrow CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU MAKALELERİ arrow Yeni CMK'da İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması
Yeni CMK'da İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması PDF Yazdır E-posta

 

 

HAKAN HAKERİ

 

Yeni CMK’nın 135. maddesinde yer alan “iletiÅŸimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” koruma tedbiri konusunda ayrıntılı bilgiler aktarmadan önce belirtmek gerekir ki, bu ve devamı maddelerdeki düzenlemelerde 2001 CMUK Tasarısı, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun ve Alman CMK’nın ilgili hükümleri göz önünde bulundurulmuÅŸtur. Böylece bu hükümlerin deÄŸerlendirilmesinde bu normlara da göz atılmasında yarar bulunmaktadır.


 

I. Ä°LETİŞİM KAVRAMI Öncelikle “iletiÅŸim” kavramından ne anlaşılmak gerekir, bunun üzerinde durmak gerekir. Zira, 2001 CMUK Tasarısının 107. maddesinde, “sinyalleri, yazıları, resimleri, görüntü veya sesleri veya diÄŸer nitelikteki bilgileri kablo, radyo veya diÄŸer elektromanyetik sistemlerle veya tek yönlü sistemlerle alan veya ileten araçlar”dan bahsedilmiÅŸ ve ilgili bölümün baÅŸlığı ise “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan HaberleÅŸmeye Girme” ÅŸeklinde belirlenmiÅŸti. 4422 sayılı kanunda (md. 2) ise “telefon, faks ve bilgisayar gibi kablolu, kablosuz veya diÄŸer elektromanyetik sistemlerle veya tek yönlü sistemlerle alınan veya iletilen sinyaller, yazılar, resimler, görüntü veya sesler ve diÄŸer nitelikteki bilgiler” denilmekteydi. Maddenin baÅŸlığı ise “iletiÅŸimin dinlenmesi veya tespiti” idi. CMK ise bu ÅŸekilde ayrıntılı bir düzenlemeye girmemiÅŸ, tedbirin düzenlendiÄŸi bölümün baÅŸlığı “telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸimin denetlenmesi”, maddenin baÅŸlığı ise “iletiÅŸimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” ÅŸeklinde belirlenmiÅŸtir. Bu durumda tedbirin uygulanacağı alanın daha geniÅŸ mi yoksa daha dar mı belirlendiÄŸi, yani iletiÅŸim kavramının neleri kapsadığı konusu üzerinde durmak gerekmektedir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki, Alman CMK 100a maddesinin baÅŸlığı “haberleÅŸmenin denetlenmesidir”. GörüldüÄŸü gibi çok geniÅŸ bir kavram kullanılmıştır. Ancak burada normal posta veya kargo yoluyla yapılan haberleÅŸme ile bir karışıklığa yol açmamak bakımından kanunumuzda “iletiÅŸim” kavramına yer verilmiÅŸ ve bu sebeple de, ilgili bölümün baÅŸlığında “telekomünikasyon yolu”ndan özellikle bahsedilmiÅŸtir. Böylece yine Alman Kanunu’nda olduÄŸu gibi geniÅŸ bir kavram kullanılmış, ancak bu kavramın sınırı olarak sadece telekomünikasyon dışı haberleÅŸme belirlenmiÅŸ, yani bu tür haberleÅŸme madde kapsamı dışında tutulmuÅŸtur. Bu itibarla, klasik posta dışındaki her türlü iletiÅŸim, elektronik posta, faks vs. de dahil olmak üzere madde kapsamındadır. Nitekim, “telekomünikasyon” kavramı Türkçe Sözlük’te[1] ÅŸöyle tanımlanmaktadır: Haber, yazı, resim veya her çeÅŸit bilginin tel, radyo, optik ve baÅŸka elektro manyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı ve alınması. II. TEMEL ŞART Bu koruma tedbirine baÅŸvurulabilmesinin en temel ÅŸartı maddede katalog ÅŸeklinde belirtilen bir suç dolayısıyla yapılan soruÅŸturma veya açılmış dava bulunmasıdır. 4422 sayılı Kanun sadece örgütlü suçlarda bu koruma tedbirine imkân vermekteyken, CMK ilk ÅŸeklinde 16 suç bakımından, 5353 sayılı Kanun ile fuhuÅŸ ve Bankalar Kanunu’nun 22. maddesinin 3 ve 4 numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu da eklenmek suretiyle toplam 18 suç bakımından bu tedbiri olanaklı kılmıştır. 2001 Tasarısı ise 5 yıl veya daha fazla hürriyeti baÄŸlayıcı ceza gerektiren suçlarda bu tedbirin uygulanabileceÄŸini açıklamaktaydı. Böylece CMK bu tedbiri daha sınırlı sayıda suç için öngörmüÅŸ bulunmaktadır. Bu suçlar, belirli ağırlıkta olan ve iÅŸleniÅŸ ÅŸekilleri itibarıyla, iletiÅŸimin denetlenmesi tedbirine en çok ihtiyaç duyulacak suçlar olarak belirlenmiÅŸtir. Bu katalog tespit edilmek suretiyle, bunların dışındaki suçlarla ilgili olarak bu tedbire baÅŸvurulması engellenmiÅŸtir. Bu noktada belirli ağırlıktaki bütün suçlarla ilgili olarak bu tedbire imkan veren hükümet tasarısından ayrılınmıştır. Maddenin ilk ÅŸeklinde yer alan “bu madde hükümleri” ifadesi, “bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesine iliÅŸkin hükümler” olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir (5353 s.k. md. 17). Bu deÄŸiÅŸikliÄŸin nedeni, katalogda sayılan suçlarla ilgili olarak müsaade edilen tedbirlerin sadece dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesi olup; mobil telefonun yerinin tespitinin katalog suçlarla sınırlanmış olmamasıdır[2]. Böylece mobil telefonun yerinin tespiti iÅŸlemi bütün suçlarla ilgili olarak yapılabilecektir. Burada akla ÅŸu soru gelmektedir: Ä°letiÅŸimin denetlenmesi sırasında katalog dışındaki bir suçun öÄŸrenilmesi durumunda bu kaydın kullanılması mümkün olmamaktadır. Ancak dinleme yapan görevlinin kamu görevlisi olması karşısında, bu suçu bildirme yükümlülüÄŸünün bulunup bulunmadığı ele alınmalıdır. Kanımca TCK 279 karşısında kamu görevlisinin göreviyle baÄŸlantılı olarak öÄŸrendiÄŸi bir suç söz konusudur ve bunu ilgili makamlara bildirme zorunluluÄŸu bulunmaktadır. Her ne kadar CMK 138’de tesadüfen elde edilen delillerin ancak bu katalog suçlarla ilgili olması halinde kullanılabileceÄŸi belirtilmekteyse de, madde bu bildirimin yapılması zorunluluÄŸunu kaldırmamaktadır. III. DİĞER ŞARTLARBu temel ÅŸartın dışında, kanunumuz bu tedbir bakımından iki ÅŸart daha aramaktadır. Bunlar maddede belirtilen bir suçun iÅŸlendiÄŸine yönelik kuvvetli ÅŸüphe sebeplerinin bulunması (aynı yönde Avusturya CMK 149a) ve baÅŸka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmamasıdır. Bu ÅŸartlar esas itibarıyla 4422 sayılı Kanun’dan alınmıştır. Ancak söz konusu kanun kuvvetli ÅŸüphe deÄŸil, kuvvetli belirti demekteydi. CMK’nın bütün koruma tedbirleri bakımından tercih ettiÄŸi terim ise “ÅŸüphe”dir (Bkz. md. 100, 116, 128, 129, 133, 139, 140).Burada hem kuvvetli ÅŸüphenin varlığı ÅŸartının, hem de baÅŸka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması ÅŸartının aranmasının bu tedbirin uygulanmasını güçleÅŸtireceÄŸi düÅŸünülebilir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bu iki ÅŸart 4422 sayılı kanunda da bulunmaktaydı. Ä°kinci olarak, kanun koyucu iletiÅŸimin denetlenmesi kiÅŸilerin özel hayatına, haberleÅŸme özgürlüÄŸüne yönelik ağır ve derin bir müdahale olduÄŸundan, suçları aydınlığa kavuÅŸturmakla yükümlü makamların kolaycılığa saparak, hemen de iletiÅŸimin denetlenmesi yoluyla delil elde etmelerini önlemek istemiÅŸtir. Böylece bu tedbirin son çare olarak uygulanması amaçlanmış bulunmaktadır. Bu itibarla tedbir istisnai olarak uygulanacak bir tedbir olmak gerekir. Bu konuda örnek olarak uyuÅŸturucu madde suçları gösterilebilir. UyuÅŸturucu madde imal ve ticareti suçlarında mevcut kuvvetli ÅŸüpheye raÄŸmen baÅŸka türlü delil elde edilmesinin mümkün olmadığı hallerde, delil elde edilmesi amacına yönelik olarak bu tedbire baÅŸvurulması ve bu suretle ayrıca bu suçlardaki üst düzey, arka plandaki kimselere ulaÅŸma olanağının da saÄŸlanması mümkün olacaktır. IV. ŞÜPHELÄ° VE SANIK/TANIKLIKTAN ÇEKÄ°NME HAKKI OLANLARCMK 135/2 hem ÅŸüpheli hem de sanıktan bahsetmek suretiyle, bu tedbirin dava açıldıktan sonra da uygulanmasına olanak tanımıştır[3]. Özellikle iletiÅŸimin tespiti bakımından, aranan sanıkların yakalanması amacıyla bu tedbir uygulanabilecektir. Burada hemen belirtelim ki, maddenin ilk ÅŸeklinin 2. fıkrasında sadece ÅŸüpheliden bahsedilmesinin, sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kiÅŸiler arasındaki iletiÅŸimin kayda alınması imkânını vermediÄŸi ve sanığın da bu kapsamda deÄŸerlendirilmesi gerekeceÄŸi düÅŸüncesindeydim. Nitekim, 5353 sayılı kanun ile yapılan deÄŸiÅŸiklik ile buraya “sanık” terimi de eklenmiÅŸtir. Hüküm Adalet Bakanlığı’nda oluÅŸturulan Bilim Komisyonu’nda hazırlanırken, iletiÅŸimin dinlenememesi de önerilmiÅŸti. Ancak dinlenemeyecek iletiÅŸimin tanıklıktan çekinebilecek kiÅŸilerle olup olmadığının tespit edilemeyeceÄŸi gerekçesiyle sadece kayda alınamayacağı hususu hükme baÄŸlanmıştır. Bu vesileyle belirtelim ki, maddenin ikinci fıkrasındaki hüküm, Ä°nsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin içtihatlarına uygun olarak eklenmiÅŸ olup, bir çok Avrupa ülkesinde bu yönde hükümlerin bulunmaması dolayısıyla mahkûmiyet kararları verilmiÅŸ bulunmaktadır. Bu itibarla, kanunumuz çok ileri bir adım atmış bulunmaktadır. Aslında burada tanıklıktan çekinen kimselerle olan iletiÅŸimin dinlenmesine dahi olanak tanınmamak gerekirdi. Ancak öncelikle dinleme yapılarak bunun belirleneceÄŸi düÅŸünülerek, böyle bir düzenlemeye gidilmiÅŸtir. Kanımca, dinlemeyi yapan kimseler örneÄŸin eÅŸiyle bir kimsenin yaptığı görüÅŸmeyi fark ettikleri anda dinlemeyi bırakabilirlerdi. Halbuki ÅŸimdi, dinleme yapılabilecek fakat kayıt altına alınamayacaktır. Bu suretle de, dinleme suretiyle edinilen bilgilerin kötüye kullanılması söz konusu olabilecektir. Bununla beraber, bu tip durumlarda elde edilen delillerin hukuka aykırı olacağı ve yargılamada kullanılamayacağının altını çizmek gerekir. Burada belirtmek gerekir ki, kanunumuz teknik geliÅŸmeler sayesinde mümkün olan, örneÄŸin belirli kelimelerin geçtiÄŸi bütün telefon konuÅŸmalarını otomatik olarak kayda alan sistemlere imkân tanımamaktadır. Bir suç ile ilgili olarak bu tür bir kaydın yapılması kanuna aykırıdır ve bu suretle elde edilen deliller de kullanılamaz. V. DİĞER KÄ°MSELER2001 Tasarısı’nın tedbiri düzenleyen 107. maddesinin gerekçesinde ÅŸöyle denilmekteydi: “Hâkim, müdahale kararını sadece hakkında soruÅŸturma açılmış kiÅŸiler için deÄŸil ve fakat, iletiÅŸimlerine girildiÄŸinde soruÅŸturma yapılan suç ve suçlular bakımından delil, iz, eser ve emare elde edilebilecek diÄŸer kiÅŸiler hakkında da verebilecektir”. 4422 sayılı kanunda da örgütlü suçlara iÅŸtirak veya iÅŸlendikten sonra faillere her ne suretle olursa olsun yardım veya aracılık veya yataklık etme kuÅŸkusu altında bulunan kimselerin iletiÅŸiminin denetlenmesine olanak tanınmaktaydı. CMK ise bu konuya iliÅŸkin bir hüküm sevk etmemiÅŸtir. 2004 yılında yapılan CMK hazırlık çalışmaları sırasında bilim komisyonunda Alman CMK’dan esinlenilerek “bu tedbir, ÅŸüpheli için belirli mesajları ileten veya getiren ya da ÅŸüpheli tarafından iletiÅŸim baÄŸlantılarının kullanıldığının anlaşıldığı takdirde, ÅŸüpheli dışındaki kimseler hakkında da uygulanabilir” ÅŸeklinde bir hüküm önerilmiÅŸ ve fakat bu öneri, “bunun ayrıca yazılmasına gerek olmadığı, gerekli olan herkesin dinlenebileceÄŸi” gerekçesiyle metne alınmamıştır. Böylece, iÅŸtirak, yardım yataklık aracılık yapanlara iliÅŸkin hükmün CMK’ya alınmamasını bunlara yönelik olarak bu tedbirin kesinlikle uygulanamayacağı ÅŸeklinde yorumlamak mümkün olmaz. Kanaatimce burada ikili bir ayırım yapmak gerekmektedir. Öncelikle, maddede sayılan suçlardan biri söz konusu olduÄŸunda ve kuvvetli ÅŸüphe ve baÅŸka türlü delil elde etme olanağının bulunmaması ÅŸartları gerçekleÅŸtiÄŸinde, 135. maddenin üçüncü fıkrası gereÄŸince, bu suçlara iÅŸtirak edenler hakkında da, kimliÄŸi, iletiÅŸimin aracının türü, telefon numarası veya iletiÅŸim baÄŸlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi de belirtilmek suretiyle, bu tedbir uygulanabilecektir. Buna karşılık iÅŸlendikten sonra faillere yardım veya aracılık veya yataklık eden kimselerin iletiÅŸimi, bunların fiili suçtan önceki bir iÅŸtirak iliÅŸkisi çerçevesinde olmadığı sürece denetlenemeyecektir, zira suç delillerini yok etme, gizleme veya deÄŸiÅŸtirme (TCK 281) ile suçluyu kayırma (TCK 283) suçları maddedeki katalogda sayılmamıştır. Belirtilen bu çerçeve dışında dinleme sırasında tespit edilen ve dinlenmesi gereken baÅŸka iletiÅŸimin de varlığı halinde, bunlar için ayrıca 135. maddedeki ÅŸartlar dahilinde ve oradaki usul takip edilerek, yeniden karar alınmak gerekmektedir. VI. Ä°LETİŞİMÄ°N TESPÄ°TÄ° 2001 Tasarısı’nda, 4422 sayılı Kanun’dan farklı olarak sadece dinleme ve kayda alınma düzenlenmekteyken, CMK’da bunların yanı sıra iletiÅŸimin tespitine de olanak tanınmıştır. Böylece 4422 sayılı Kanun’da olduÄŸu gibi, dinleme yapılmaksızın sadece iletiÅŸimin yapılıp yapılmadığının belirlenmesi de mümkün olacaktır. Bunun için bilim komisyonunda “aktif durumdaki mobil telefonun yeri” ifadesi önerilmiÅŸken, “kullanmakta olduÄŸu mobil telefonun yeri” ifadesi kanuna alınmıştır. Böylece kendi kullandığı telefon dışındaki telefonların tespitine olanak tanınmamıştır. 5353 sayılı kanun ile yapılan deÄŸiÅŸiklikle sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesi de 135. madde çerçevesinde mümkün kılınmıştır. Keza dördüncü fıkradaki “kullanmakta olduÄŸu” ve “kullanılan” ibareleri metinden çıkarılarak, ÅŸüpheli veya sanığa ulaşılabilmesini saÄŸlayabilecek olan diÄŸer kiÅŸilerin mobil telefonunun yerinin tespiti mümkün kılınmıştır (5353 s.k.md.17). VII. DENETLENECEK Ä°LETİŞİMÄ°N SOMUT OLARAK BELÄ°RLENMESÄ° VE SÜRE135. maddenin 3. ve 4. fıkralarında yer alan denetlenecek iletiÅŸimin somutlaÅŸtırılmasına yönelik hüküm Alman CMK’dan alınarak düzenlenmiÅŸtir. Böylece denetlenecek iletiÅŸimi belirlemeye yarayacak bütün unsurlar kararda belirtilecektir. Bunun için de, denetleme talebinde bu belirtilen hususların ayrıntılı olarak açıklanması gerekecektir. Bu suretle, baÅŸka kimselerin iletiÅŸimin denetlenmesine fırsat verilmeyecektir. Tedbir; yukarıda açıklanan usul ve koÅŸullara uyularak uzatılabilecektir. 4422 sayılı kanun ile 2001 Tasarısı’nda tedbirin süresi en çok iki defa üçer aydan fazla olmamak üzere uzatılabilecek iken, CMK en çok bir defa uzatma olanağı tanınarak, tedbirin süresi kısaltılmıştır. Fakat 5353 sayılı kanun ile örgüt faaliyeti çerçevesinde iÅŸlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkime her defasında bir ay olmak üzere sürenin ilanihaye uzatılmasına olanak tanınmıştır. VIII. TEDBÄ°RE KARAR VERME YETKÄ°SÄ°Tedbir bakımından 4422 sayılı Kanun’da olduÄŸu gibi hâkim güvencesi getirilmiÅŸtir. Ancak 2001 Tasarısı’ndan farklı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısına yetki tanınmıştır. Ancak, cumhuriyet savcısının kararı derhal hâkim onayına sunulacaktır. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır. Bu noktada 4422 sayılı kanundan farklı olarak kayıtların incelenmesi konusundaki hâkim yetkisi kaldırılmıştır. Böylece dinleme ve kayda alınma konusunda hâkim kararı verildiÄŸi veya cumhuriyet savcısının bu konudaki kararı onaylandığı takdirde, kayıtların incelenmesi konusunda ayrıca hâkim kararına gerek bulunmamaktadır.Ä°letiÅŸimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesi ve kayda alınması konularında yetkili ve görevli hakim, talepte bulunan savcının bulunduÄŸu yer itibarıyla yetkili olan sulh ceza hakimidir (CMK 162). KovuÅŸturma aÅŸamasında ise davaya bakan mahkeme yetkilidir. IX. GÄ°ZLÄ°LÄ°K GizliliÄŸe iliÅŸkin 4422 sayılı Kanun’da bir hüküm bulunmamaktadır. 2001 Tasarısı’nda ise bu tedbire “sulh ceza hâkimi tarafından gizli olarak karar verilir” denilmekteydi. 135. madde hükmüne göre ise hem alınan karar, hem de yapılan iÅŸlemler tedbir süresince gizli tutulacaktır. Böylece karar verilirken hâkim tarafından gizlice verilecek, tedbirin uygulanması sırasında da gizliliÄŸe riayet edilecektir. Özellikle emniyet amirlerinin veya diÄŸer kimselerin tedbire iliÅŸkin olarak bilgilendirilmemesi gerekecektir. Bu noktada tek yetkili kimse hâkim veya savcıdır. Bunlar dışındaki kimselere bilgi verilmesi gizliliÄŸin ihlali olacaktır. Bu durumda TCK 132 (haberleÅŸmenin gizliliÄŸini ihlal), 258 (göreve iliÅŸkin sırrın açıklanması) veya 285. (gizliliÄŸin ihlali) maddelerden sorumluluk söz konusu olabilecektir. Kanunda karar ve yapılan iÅŸlemlerin gizliliÄŸinden bahsedilmekte ise de, kolluÄŸun savcılığa yönelik talebinin de gizli olması gerekmektedir. X. KARARIN Ä°CRASI Ä°letiÅŸimin denetlenmesine iliÅŸkin kararın yerine getirilmesi esas itibarıyla CMK 137’de düzenlenmiÅŸtir. Ancak Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığı’nın kurulmasıyla beraber bu iÅŸlemlerin tek elden yürütülmesi öngörülmüÅŸ bulunmaktadır. 5397 sayılı kanuna göre, söz konusu kanun çerçevesinde yapılan iÅŸlemler ile 5271 sayılı Kanunun 135 inci maddesi kapsamında yapılacak dinlemeler, Telekomünikasyon Kurumu bünyesinde, Kurum baÅŸkanına doÄŸrudan baÄŸlı "Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığı" adıyla kurulan tek bir merkezden yürütülür. OluÅŸturulan bu BaÅŸkanlık bir baÅŸkan ile teknik, hukuk ve idari olmak üzere üç uzmandan oluÅŸur. Bu BaÅŸkanlıkta Millî Ä°stihbarat TeÅŸkilatı, Emniyet Genel MüdürlüÄŸü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilgili birimlerinden birer temsilci bulundurulur. 1. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 vd. maddelerine göre yapılacak denetimde verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceÄŸi adli kolluk görevlileri tarafından Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığı’na iletilir. Kararlar iÅŸletmecilere gönderilmez. Söz konusu kararlar ilgili kurum görevlileri ve BaÅŸkanlık çalışanları aracılığıyla teknik uzmanın nezaretinde yerine getirilir. Ä°ÅŸin baÅŸladığı ve bitirildiÄŸi tarih ve saatler saptanarak bir tutanaÄŸa baÄŸlanır.2. Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığı, 2559 sayılı Kanun’un (Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu) ek 7 nci maddesi, 2803 sayılı Kanun’un (Jandarma TeÅŸkilatı, Göreve ve Yetkileri Kanunu) ek 5 inci maddesi ve 2937 sayılı Kanun’un (Devlet Ä°stihbarat Hizmetleri ve Milli Ä°stihbarat TeÅŸkilatı Kanunu) 6 ncı maddesi uyarınca, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesi ve kayda alınmasına yönelik iÅŸ ve iÅŸlemleri ve 5271 sayılı CMK’nın 135 inci maddesi kapsamında yapılacak iletiÅŸimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesine yönelik iÅŸ ve iÅŸlemleri tek bir merkezden yürütür (Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan Ä°letiÅŸimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin DeÄŸerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığının KuruluÅŸ, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik md. 17)[4]. 3. Elde edilen kayıtlar, Cumhuriyet savcılığınca veya görevlendireceÄŸi kolluk memuru tarafından çözülür ve metin hâline getirilir; yabancı dildeki kayıtlar da Türkçe’ye çevirttirilir. 4. Şüpheli hakkında kovuÅŸturmama kararı verilmesi veya hâkim onayı alınamaması halinde tedbir uygulamasına derhal son verilecek ve kayıtlar en geç on gün içinde yok edilecektir. Bununla beraber, ÅŸüphelinin baÅŸka bir suçu veya baÅŸka bir kiÅŸi ile ilgili soruÅŸturma ve kovuÅŸturma açısından delil olarak kullanılabilecek kayıtlar CMK 138/2. maddedeki ÅŸartlar çerçevesinde yok edilmeyecektir. 5- Ä°lgililere hakkında yapılan iÅŸlemlerden haberdar olmalarını temin maksadıyla, tedbire son verilmesi durumunda Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı tarafından tedbir ile ilgili bilgi verilmesine dair hüküm konulmuÅŸtur. XI. Ä°LETİŞİM Ä°ÇERİĞİNÄ°N Ä°KRAR DELÄ°LÄ° OLAMAMASI2001 Tasarısı’nın 108/3. maddesinde “yukarıdaki fıkralar gereÄŸince gerçekleÅŸtirilecek kayıt ve saptamalar yargılamada sanığın ikrarına iliÅŸkin delil olarak deÄŸerlendirilemez” denilmekteydi. Bu hükmün gerekçesi ÅŸuydu: “Ä°lgilinin 147 nci maddede (5271 s. CMK’da da 147. maddeye tekabül etmektedir), ifade almada ve sorguda, isnat açıklandıktan, susma hakkı tanındıktan sonra, serbest irade ile yapılan açıklamaların delil niteliÄŸi kazandığı belirtildiÄŸi için, gizlice yapılan telefon ve benzeri dinlemelerde, ilgilinin beyanda bulunması, ikrar delili deÄŸil, bir belirti delili olarak anlam kazanır. Ä°krar, suçun doÄŸrudan doÄŸruya ispatı açısından elveriÅŸli bir delil olduÄŸu hâlde, emare delili, parmak izi gibi dolaylı bir ispat gücüne sahiptir ve baÅŸka delillerle bütünleÅŸmeden tek başına ispat bakımından yeterli olmaz. Bu nedenle maddenin üçüncü fıkrasında kayıt ve saptamaların yargılamada sanığın ikrarına iliÅŸkin delil olarak deÄŸerlendirilemeyeceÄŸi belirtilmiÅŸtir”. Bu hüküm kanunumuza alınmamıştır. Ancak bunun nedeni gerekçede belirtilen sonucun kabul edilmeyiÅŸi olmayıp, bunun doÄŸal bir sonuç olmasıdır. XII. Ä°LETİŞİM Ä°ÇERÄ°KLERÄ°NÄ°N YOK EDÄ°LMESÄ° ÖÄŸretide elde edilen delillerin saklanması gerektiÄŸi, bunların ileride yeniden kullanılabileceÄŸi ÅŸeklinde görüÅŸler ileri sürülmekle beraber, gerek 4422 sayılı Kanun ve gerekse 2001 Tasarısı (md. 108/4) verilerin yok edilmesini öngörmüÅŸ bulunduÄŸundan, CMK’da bu noktada geri adım atılmamıştır. Ancak, 4422 sayılı Kanun’da Alman Kanunu’nda olduÄŸu gibi, suçların iÅŸlendiÄŸine iliÅŸkin ÅŸüphe ortadan kalktığı takdirde; 2001 Tasarısı’nda ise dava zamanaşımı gerçekleÅŸtiÄŸinde kayıt ve tespitlerin yok edileceÄŸi hükme baÄŸlanmışken, CMK kovuÅŸturmaya yer olmadığı kararının verilmesi veya hâkim onayının alınamaması halinde kayıtların yok edileceÄŸi hükmünü sevk etmiÅŸtir. Kanaatimce hâkim onayının alınamaması durumunda kayıtların yok edilmesi ÅŸeklindeki düzenleme çok isabetli olmuÅŸtur. Ancak kovuÅŸturmaya yer olmadığı kararı her zaman için kaldırılabilir bir karar olduÄŸundan burada verileri yok etme konusunda en azından savcıya bir takdir yetkisi tanınması yararlı olurdu. Bu vesileyle belirteyim ki, kovuÅŸturmaya yer olmadığı kararı üzerine iletiÅŸimin denetlenmesi yoluyla elde edilen bilgilerin yok edilmesine iliÅŸkin düzenlemenin hemen hiçbir Avrupa ülkesinde bulunmadığı ifade edilmektedir[5]. Böylece kanunumuz bu bakımdan Avrupa ülkelerinden daha ileri bir adım atmış bulunmaktadır. XIII. BÄ°LDÄ°RÄ°M VE DENETÄ°MÄ°nsan Hakları Avrupa Mahkemesi bir çok kararında tedbirle ulaşılmak istenen amaç tehlikeye düÅŸmeyecek ise tedbire iliÅŸkin olarak ilgiliye sonradan haber vermenin önemine iÅŸaret etmektedir[6]. Bilim Komisyonu’nda tedbirin sona ermesinden sonra baÅŸsavcılığın tedbirin nedeni, kapsamı, süresi, sonucu ve maliyeti hususunda tedbirin muhataplarına bilgi vereceÄŸine yönelik bir hüküm önerilmiÅŸti. Ancak kanuna tedbirin maliyetine iliÅŸkin bilgi verilmesi hususu alınmamıştır. Esasen, bir hukuk devletinde vergi ödeyen kimselerin bu konuya iliÅŸkin olarak da bilgilendirilmesi gerekli iken, diÄŸer yandan böyle bir bildirim zorunluluÄŸu tedbire baÅŸvuranları da bu tedbirin getirecekleri konusunda iyi bir deÄŸerlendirme yapmaya sevk edeceÄŸinden yararlı olacaktı. Bilim Komisyonu’nda ayrıca, tedbirin sona ermesinden sonra da tedbire muhatap olan kiÅŸinin tedbirin hukuka uygunluÄŸunun denetlenmesini talep edebileceÄŸine iliÅŸkin bir hüküm önerilmiÅŸti. Böylece bildirim sonucunda kiÅŸilerin tedbirin denetlenmesini isteyerek gerek tazminat gerekse cezai sorumluluk yönlerinde gerekli giriÅŸimlerde bulunmalarına imkân tanınmış olacaktı. Kanunun bu haliyle ise tazminat kabul edilmemekte, ancak idari makamların eylemleri dolayısıyla genel tazminat sorumluluÄŸu söz konusu olabilmektedir. Ayrıca tedbire karar verilmesi veya uygulanması ile ilgili olarak görevi kötüye kullanma suçu bakımından ilgili kamu görevlilerin bir sorumluluÄŸu düÅŸünülebilecektir. Kanunun ilk ÅŸeklinde bildirimin tespit ve dinlemeye iliÅŸkin kayıtların yok edilmesinden sonra en geç on beÅŸ gün içinde yapılacağı hükme baÄŸlanmıştı. 5353 sayılı Kanun ile bildirim için soruÅŸturma evresinin bitmesinin beklenmesi öngörülmüÅŸ bulunmaktadır. Böylece söz konusu on beÅŸ günlük süre, soruÅŸturma evresinin bitiminden itibaren baÅŸlayacaktır (CMK 137/4). XIV. BAŞKA TÜRLÜ Ä°LETİŞİMÄ°N DENETLENMESÄ° YASAĞI135. maddenin son fıkrasında, “bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir baÅŸkasının telekomünikasyon yoluyla iletiÅŸimini dinleyemez ve kayda alamaz” denilmektedir. Bu hükmün sonuçlarının ne olduÄŸu üzerinde durmak gerekir. Bu konuda öncelikle 135/son hükmünün önleme, istihbarat niteliÄŸindeki iletiÅŸim denetlemesini yasaklamak amacını taşıdığı düÅŸünülebilir. Ancak ceza muhakemesi kanunu bir suç ile ilgili olarak düzenlenmiÅŸ hükümleri içerdiÄŸinden, bu kanun hükümlerinin ancak bir suç bakımından geçerli olacağı, buna karşılık suç iÅŸlenmeden önceki önleme aÅŸamasındaki hükümler niteliÄŸinde olmadığı açıktır. Bu itibarla, böyle bir hükmün önleme, istihbarat amacıyla yapılan iletiÅŸim denetlemelerini kapsamadığı sonucuna ulaÅŸmak gerekir. Fakat bu kez de, böyle bir sonuca zaten bu hüküm olmaksızın da ulaşılabileceÄŸi, dolayısıyla bu hükmün amacının ne olduÄŸu sorusuyla karşılaÅŸmaktayız. Acaba maÄŸdur iletiÅŸiminin denetlenmesi bakımından da bu maddedeki usul ve esasların geçerli olmasını saÄŸlamak amacıyla mı bu hüküm sevk edilmiÅŸtir? ÖrneÄŸin, bir kimse huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla kendisine ısrarla telefon edildiÄŸi (TCK 123) ÅŸikâyetiyle savcılığa baÅŸvurursa, savcılık bu kimsenin telefonunu dinlemek suretiyle faili tespit etmek isterse, 135. maddedeki esas ve usullere tabi olmak durumunda mıdır? Kanımca, bu tür durumlarda kiÅŸinin telefonunun dinlenmesinde rızası bulunduÄŸundan ve telefonu dinlenen ÅŸüpheli veya sanık deÄŸil, maÄŸdur olduÄŸundan, 135. madde hükümleri uygulanmayacaktır. Ancak 135/son hükmünün bu tür iletiÅŸim denetlemelerini de yasaklamayı amaçladığı söylenebilir, zira maddenin ifadesi mutlaktır. Sonuç olarak, 135/son hükmünün gereksiz bir hüküm olduÄŸu kanaatindeyim. Bu hüküm istihbarat niteliÄŸindeki denetlemeleri engellememekte, maÄŸdur bakımından da uygulama alanı bulamamaktadır. XV. MÜDAFÄ°Ä°N BÜROSU, KONUTU VE YERLEŞİM YERİŞüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla müdafiin bürosu, konutu ve yerleÅŸim yerindeki telekomünikasyon araçları hakkında, 135 inci madde hükmü uygulanamaz” (CMK 136). Maddede müdafiin cep telefonu ile yaptığı görüÅŸmelerin belirtilmemesi bir eksiklik olmakla beraber, kanımca 135. maddenin 2. fıkrasında sayılan tanıklıktan çekinebilecek kiÅŸiler arasında müdafi de bulunduÄŸundan, eksiklik bu hüküm ile karşılanmaktadır. XVI. TESADÜFEN ELDE EDÄ°LEN DELÄ°LLERÖncelikle belirtmek gerekir ki, Alman CMK 100f’de yer alan “yukarıda elde edilen bilgiler ancak ceza muhakemesi amaçlarıyla veya bir kimsenin yaÅŸam, vücut veya hürriyetine yönelik ağır bir tehlikenin bulunması halinde tehlikenin önlenmesi amacıyla kullanılabilir” ÅŸeklindeki hüküm bilim komisyonunda kanuna eklenmek üzere önerilmiÅŸ, ancak kanunlaÅŸmamıştır. Böylece ilkin iletiÅŸimin denetlenmesi suretiyle elde edilen bilgilerin önleme amacıyla kullanılmasına Alman Kanunu’ndan farklı olarak olanak tanınmamıştır. Ceza muhakemesi amaçları ile ilgili olarak ise, esasen ceza yargılaması kanununda düzenlenen bir tedbir uygulanmak suretiyle elde edilecek bilgilerin ceza yargılamasında kullanılacağı açıktır. Ancak burada bu bilgilerin ilgilinin baÅŸka suçlarıyla ilgili olarak ve baÅŸka kimselerin suçlarıyla ilgili olarak kullanılması sorunu ile karşılaÅŸmaktayız ki, bu sorunun cevabını burada ele almak istiyorum.Bu konuya iliÅŸkin olarak 1412 sayılı CMUK’nun 100. maddesinde muvakkat zabıt baÅŸlığı altında bir düzenleme bulunmaktaydı. Benzer ÅŸekilde tasarıda da sadece arama ve el koyma ile ilgili olarak, 104. maddede “geçici el koyma” baÅŸlıklı ÅŸu hüküm düzenlenmiÅŸti: “Arama sonunda yapılmakta olan soruÅŸturmayla ilgisi olmayan ve ancak, diÄŸer bir suçun iÅŸlendiÄŸi ÅŸüphesini uyandırabilecek eÅŸya bulunursa, bunlara geçici olarak el konulur ve durum Cumhuriyet savcılığına bildirilir”. Madde gerekçesi ise ÅŸöyledir: “Madde, arama sonunda, aramanın esasını oluÅŸturan soruÅŸturma ile ilgisi bulunmayan ve fakat diÄŸer bir suç ÅŸüphesini harekete geçirecek ÅŸeylerin bulunması hâlinde yapılacak iÅŸlemi göstermektedir. Bu eÅŸyaya geçici olarak el konulacak ve durum Cumhuriyet savcılığına, geciktirilmeksizin bildirilecektir”. Türkiye Barolar BirliÄŸi’nin önerisinde ise “telefon dinlemesi” sırasında tesadüfen elde edilen bilgilerin ancak telefon dinlemesine iliÅŸkin koÅŸulların mevcut olması durumunda delil olarak kullanılabileceÄŸine iliÅŸkin bir hüküm teklif edilmiÅŸtir. Sorun bilim komisyonunda tartışılırken, konunun daha ayrıntılı olarak düzenlenmesi kararlaÅŸtırılmıştır. Gerçekten de, “tesadüfen elde edilen deliller konusu, özellikle delil yasakları bakımından çok önemlidir; bu nedenle esaslı bir ÅŸekilde düzenlenmesi gerekir” (Bilim Komisyonu gerekçesi). Avrupa ülkelerinde tesadüfen elde edilen delillerin sınırlı surette kullanılması kabul edilmektedir[7]. Kanunumuz da bu yöndeki eÄŸilime uymuÅŸ, tesadüfen elde edilen delillerin sınırsız olarak kullanılmasına olanak tanımamıştır. Madde ikili bir ayırım yapmıştır. Tesadüfen elde edilen delilin 1. arama veya el koyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında veya 2. telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸimin denetlenmesi sırasında elde edilmesine ayrı sonuçlar baÄŸlanmıştır. Buna göre, tesadüfen elde edilen delil arama veya el koyma tedbirlerinin uygulanması sırasında elde edilmiÅŸse bu deliller sınırsız olarak kullanılabilecekken; telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸimin denetlenmesi sırasında elde edildiÄŸi takdirde ancak yukarıda belirttiÄŸimiz 18 suçtan biri ile ilgili olarak tesadüfen elde edilecek delillerin de kullanılabileceÄŸini açık bir hükümle düzenlemiÅŸ bulunmaktadır. Bu durumda tesadüfen elde edilen deliller bu belirtilen 18 suçun dışında bir suç ile ilgili olduÄŸu takdirde kullanılamayacaktır. Yukarıda da ifade ettiÄŸim gibi tesadüfen elde edilen deliller kullanılamayacak da olsa, bunlara vakıf olan kamu görevlisinin bir suçun varlığı durumunda ilgili makamlara bildirme yükümlülüÄŸü bulunmaktadır (TCK 279). XVII. Ä°LETİŞİMÄ°N ÖNLEME VE Ä°STÄ°HBARAT AMAÇLI DENETÄ°MÄ° Önleme ve istihbarat amaçlı iletiÅŸim denetlenmesine iliÅŸkin olarak hukukumuzda açık bir yasal dayanak bulunmamakta, sadece Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun ek 7. maddesindeki “istihbarat faaliyetlerinde bulunur” hükmü esas alınarak, kolluk tarafından istihbarat niteliÄŸinde iletiÅŸim denetlemesi yapılmaktaydı. Ancak gerek istihbarat teÅŸkilatları ve gerekse kolluÄŸun önleme amaçlı istihbarat faaliyeti bakımından yasal bir dayanaÄŸa gereksinim bulunmaktaydı ve bu dayanak 3.7.2005 tarih ve 5397 sayılı kanun ile saÄŸlanmış bulunmaktadır. Burada, bu kanun ile getirilen düzenlemelere kısaca deÄŸinmekte yarar görüyorum: Söz konusu kanun ile Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun ek 7. maddesine ve 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma TeÅŸkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa eklemeler yapılmış ve 1.11.1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet Ä°stihbarat Hizmetleri ve Millî Ä°stihbarat TeÅŸkilatı Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası deÄŸiÅŸtirilerek maddeye bazı fıkralar eklenmiÅŸtir. Böylece bir soruÅŸturma baÅŸlamadan da iletiÅŸimin denetlenmesi olanağı saÄŸlanmıştır. Belirtmek gerekir ki, bu düzenleme bir çok hukuksal sorulara da yol açmaktadır. CMK 135. maddede bir suç dolayısıyla yapılan soruÅŸturma ve kovuÅŸturmada ve suç iÅŸlendiÄŸine iliÅŸkin kuvvetli ÅŸüphe sebeplerinin varlığı durumunda bu tedbire baÅŸvurulabilecekken, henüz bir suçun olmadığı halde bu tedbire baÅŸvurulması daha basit ve kolay kılınmıştır. Ayrıca hakim kararı aransa da, hakimin hangi ölçütlere ve ÅŸartlara göre deÄŸerlendirme yapıp kararını belirteceÄŸi düzenlenmemiÅŸ[8], bu konuda keyfiliÄŸe yol açılmıştır. 1. KOLLUĞUN YETKÄ°LERÄ° 5397 sayılı kanun ile kolluÄŸa bu alanda verilen yetkiler ÅŸöyledir: Ceza Muhakemesi Kanununun, casusluk suçları hariç, 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı suçların iÅŸlenmesinin önlenmesi amacıyla, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸim tespit edilebilir, dinlenebilir, sinyal bilgileri deÄŸerlendirilebilir, kayda alınabilir. Jandarma bu faaliyetleri sadece kendi sorumluluk alanında yapabilecektir. Bu iÅŸlemler ancak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde polis bakımından Emniyet Genel Müdürü veya Ä°stihbarat Dairesi BaÅŸkanının; jandarma bakımından Jandarma Genel Komutanı veya istihbarat baÅŸkanının yazılı emriyle yapılabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emir, yirmi dört saat içinde yetkili ve görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir derhal kaldırılır. Bu halde dinlemenin içeriÄŸine iliÅŸkin kayıtlar en geç on gün içinde yok edilir; durum bir tutanakla tespit olunur ve bu tutanak denetimde ibraz edilmek üzere muhafaza edilir. Yetkili ve görevli hâkim, talepte bulunan kolluk biriminin bulunduÄŸu yer itibariyle yetkili olan ve 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemesinin üyesidir. Kararda ve yazılı emirde, hakkında tedbir uygulanacak kiÅŸinin kimliÄŸi, iletiÅŸim aracının türü, kullandığı telefon numaraları veya iletiÅŸim baÄŸlantısını tespite imkân veren kodundan belirlenebilenler ile tedbirin türü, kapsamı ve süresi ile tedbire baÅŸvurulmasını gerektiren nedenler belirtilir. Kararlar, en fazla üç ay için verilebilir; bu süre aynı usûlle üçer ayı geçmeyecek ÅŸekilde en fazla üç defa uzatılabilir. Ancak, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde devam eden tehlikelere iliÅŸkin olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim üç aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir. GörüldüÄŸü gibi burada süre adli amaçlı iletiÅŸimin denetlenmesine nazaran daha uzun belirlenmiÅŸtir. Uygulanan tedbirin sona ermesi halinde, dinlemenin içeriÄŸine iliÅŸkin kayıtlar en geç on gün içinde yok edilir. Durum bir tutanakla tespit olunur ve bu tutanak denetimde ibraz edilmek üzere muhafaza edilir. Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, birinci fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesi geçerlidir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında, görev sırasında veya görevden dolayı iÅŸlenmiÅŸ olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doÄŸrudan soruÅŸturma yapılır. Hâkim kararları ve yazılı emirler, Emniyet Genel MüdürlüÄŸü Ä°stihbarat Dairesi BaÅŸkanlığı/Jandarma Genel Komutanlığı Ä°stihbarat BaÅŸkanlığı görevlilerince yerine getirilir. Ä°ÅŸlemin baÅŸladığı ve bitirildiÄŸi tarih ve saat ile iÅŸlemi yapanın kimliÄŸi bir tutanakla saptanır. Bu maddede belirlenen usûl ve esaslara aykırı dinlemeler hukuken geçerli sayılmaz ve bu ÅŸekilde dinleme yapanlar hakkında Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre iÅŸlem yapılır (md.1, 2). Bu maddenin uygulanmasına iliÅŸkin esas ve usûller Adalet, Ä°çiÅŸleri ve UlaÅŸtırma bakanlıklarının görüÅŸü alınarak BaÅŸbakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikte düzenlenmektedir (10.11.2005 tarihli RG). 2. MÄ°LLÄ° Ä°STÄ°HBARAT TEŞKÄ°LATININ YETKÄ°LERÄ° Millî Ä°stihbarat TeÅŸkilatı; a) Bakanlıklar ve diÄŸer kamu kurum ve kuruluÅŸları ile kamu hizmeti veren kuruluÅŸların yöneticileri ve istihbarat hizmetlerinden sorumlu kiÅŸileri ile istihbaratın tevcihi, istihsali ve istihbarata karşı koyma konularında doÄŸrudan iliÅŸki kurabilir, uygun koordinasyon yöntemlerini uygulayabilir. b) Bakanlıklar ve diÄŸer kamu kurum ve kuruluÅŸları ile kamu hizmeti veren kuruluÅŸlara ait arÅŸivlerden, elektronik bilgi iÅŸlem merkezlerinden ve iletiÅŸim alt yapısından kendi görev sahasına giren konularda yararlanabilmek, bunlarla irtibat kurabilmek, bilgi ve belge almak için gerekçesini de göstermek suretiyle yazılı talepte bulunabilir. Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen temel niteliklere ve demokratik hukuk devletine yönelik ciddi bir tehlikenin varlığı halinde Devlet güvenliÄŸinin saÄŸlanması, casusluk faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, Devlet sırrının ifÅŸasının tespiti ve terörist faaliyetlerin önlenmesine iliÅŸkin olarak, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde MÄ°T MüsteÅŸarı veya yardımcısının yazılı emriyle telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸim tespit edilebilir, dinlenebilir, sinyal bilgileri deÄŸerlendirilebilir, kayda alınabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emir, yirmi dört saat içinde yetkili ve görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir derhal kaldırılır. Bu halde dinlemenin içeriÄŸine iliÅŸkin kayıtlar en geç on gün içinde yok edilir; durum bir tutanakla tespit olunur ve bu tutanak denetimde ibraz edilmek üzere muhafaza edilir. Bu iÅŸlemler, 4.7.1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun ek 7 nci maddesinin onuncu fıkrası hükmüne göre kurulan merkez tarafından yürütülür. 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesi kapsamında yapılacak dinlemeler de bu merkez üzerinden yapılır. Yetkili ve görevli hâkim, talepte bulunan birimin bulunduÄŸu yer itibariyle yetkili olan ve 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemesinin üyesidir. Kararda ve yazılı emirde, hakkında tedbir uygulanacak kiÅŸinin kimliÄŸi, iletiÅŸim aracının türü, kullandığı telefon numaraları veya iletiÅŸim baÄŸlantısını tespite imkân veren kodundan belirlenebilenler ile tedbirin türü, kapsamı ve süresi ile tedbire baÅŸvurulmasını gerektiren nedenler belirtilir. Kararlar, en fazla üç ay için verilebilir; bu süre aynı usûlle üçer ayı geçmeyecek ÅŸekilde en fazla üç defa uzatılabilir. Ancak, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde devam eden tehlikelere iliÅŸkin olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim üç aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir. Uygulanan tedbirin sona ermesi halinde, dinlemenin içeriÄŸine iliÅŸkin kayıtlar en geç on gün içinde yok edilir; durum bir tutanakla tespit olunur ve bu tutanak denetimde ibraz edilmek üzere muhafaza edilir. Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, bu Kanunda belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesi geçerlidir. Bu madde hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında, görev sırasında veya görevden dolayı iÅŸlenmiÅŸ olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doÄŸrudan soruÅŸturma yapılır. Hâkim kararları ve yazılı emirler, MÄ°T MüsteÅŸarlığı görevlilerince yerine getirilir. Ä°ÅŸlemin baÅŸladığı ve bitirildiÄŸi tarih ve saat ile iÅŸlemi yapanın kimliÄŸi bir tutanakla saptanır (md.3). Bu maddede belirlenen usûl ve esaslara aykırı dinlemeler hukuken geçerli sayılmaz ve bu ÅŸekilde dinleme yapanlar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre iÅŸlem yapılır. XVIII. YÖNETMELÄ°KBaÅŸbakanlık tarafından çıkarılan ve 10.11.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan Ä°letiÅŸimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin DeÄŸerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığının KuruluÅŸ, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik” bu tedbire iliÅŸkin ayrıntılı düzenlemeler içermektedir. Bunlara kısaca göz atmakta yarar görüyorum: Öncelikle belirtmek gerekir ki, yönetmelik hem adli hem de önleme amaçlı iletiÅŸim denetlenmesine iliÅŸkin hükümler içermektedir (md. 1). Telekomünikasyon her türlü iÅŸaret, sembol, ses ve görüntünün ve elektrik sinyallerine dönüÅŸtürülebilen her türlü verinin kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektro mekanik ve diÄŸer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesi, gönderilmesi ve alınmasını ifade eder. Ä°letiÅŸimin dinlenmesi ve kayda alınması telekomünikasyon yoluyla gerçekleÅŸtirilmekte olan konuÅŸmalar ile diÄŸer her türlü iletiÅŸimin uygun teknik araçlarla dinlenmesi ve kayda alınmasına yönelik iÅŸlemleri; iletiÅŸimin tespiti ise iletiÅŸimin içeriÄŸine müdahale etmeden iletiÅŸim araçlarının diÄŸer iletiÅŸim araçlarıyla kurduÄŸu iletiÅŸime iliÅŸkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik iÅŸlemleri; sinyal bilgisi, bir ÅŸebekede haberleÅŸmenin iletimi veya faturalama amacıyla iÅŸlenen her türlü veriyi ifade etmektedir (md. 3). Önleme ve istihbarat amaçlı tedbir için verilen hakim kararı veya yetkili merci emri iÅŸletmecilere gönderilmez. Kararlar ile yapılan inceleme sonucunda bu yönetmeliÄŸe uygun olduÄŸu tespit edilen yazılı emirler, ilgili kurum görevlileri ve BaÅŸkanlık çalışanları aracılığıyla teknik uzmanın nezaretinde yerine getirilir. Ä°ÅŸlemin baÅŸlatıldığı ve bitirildiÄŸi tarih ve saat ile iÅŸlemi yapanın kimliÄŸi bir tutanakla saptanır. Bu YönetmeliÄŸe aykırı biçimde verilen yazılı emirler yerine getirilmez (md. 10). Hakim kararları ile yazılı emirler hakkındaki geliÅŸmeler ilgili kurum tarafından derhal BaÅŸkanlığa bildirilir. Uygulanan tedbirin sona ermesi, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emir hakkında hâkim tarafından aksine karar verilmesi ya da yazılı emir hakkında yirmi dört saat içinde hâkim onayının alınamaması hallerinde, kararın veya yazılı emrin uygulanmasına BaÅŸkanlık tarafından derhâl son verilir. Dinlemenin içeriÄŸine iliÅŸkin kayıtlar BaÅŸkanın ve ilgili kurumların en üst amirinin denetimi altında en geç on gün içinde yok edilir. Durum bir tutanakla tespit olunur ve bu tutanak denetimlerde ibraz edilmek üzere muhafaza edilir (md. 11). Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 vd. maddelerine göre yapılacak denetimde ise verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceÄŸi adli kolluk görevlileri tarafından BaÅŸkanlığa iletilir. Kararlar iÅŸletmecilere gönderilmez. Söz konusu kararlar ilgili kurum görevlileri ve BaÅŸkanlık çalışanları aracılığıyla teknik uzmanın nezaretinde yerine getirilir. Ä°ÅŸlemin baÅŸladığı ve bitirildiÄŸi tarih ve saat ile iÅŸlemi yapanın kimliÄŸi bir tutanakla saptanır (md. 14). Uygulanan tedbirin sona ermesi, kararın uygulanması sırasında ÅŸüpheli hakkında kovuÅŸturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar hakkında hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde, tedbirin kaldırıldığı Cumhuriyet savcısı tarafından derhal baÅŸkanlığa bildirilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen karar, süresi içerisinde hakim tarafından onaylanarak baÅŸkanlığa gönderilmemiÅŸ ise kararın uygulanmasına baÅŸkanlık tarafından derhal son verilir. Yapılan tespit veya dinlemeye iliÅŸkin kayıtlar, 26 ncı maddede belirtilen yetkili ve görevli mahkeme nezdindeki Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek durum bir tutanakla tespit edilir (md. 15). Yönetmelik hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen bilgiler, yönetmeliÄŸin dayanağını oluÅŸturan kanunlarda belirtilen amaç ve usul dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi, belge ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesine riayet edilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında görev sırasında veya görevden dolayı iÅŸlenmiÅŸ olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doÄŸrudan soruÅŸturma yapılır (md. 27). IX. TELEKOMÜNÄ°KASYON Ä°LETİŞİM BAŞKANLIĞITelekomünikasyon yoluyla denetimin tek elden yürütülmesi için Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığı kurulmuÅŸtur. YönetmeliÄŸin 16. maddesine göre: Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanlığı, Telekomünikasyon Kurumu bünyesinde doÄŸrudan Kurum BaÅŸkanına baÄŸlı olarak faaliyet gösterir.BaÅŸkanlık, Telekomünikasyon Ä°letiÅŸim BaÅŸkanı ile teknik uzman, hukukçu uzman ve idarî uzmandan oluÅŸur. BaÅŸkanlıkta, BaÅŸkanın görüÅŸü doÄŸrultusunda Kurum BaÅŸkanı tarafından kurum içinden veya kurum dışından yeteri kadar teknik, hukukçu ve idarî personel görevlendirilir. BaÅŸkanlıkta, Millî Ä°stihbarat TeÅŸkilatı, Emniyet Genel MüdürlüÄŸü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilgili birimlerinden birer temsilci bulundurulur. Bu temsilciler BaÅŸkanlıktaki görevleri esnasında BaÅŸkanın talimatlarına ve BaÅŸkanlık tarafından belirlenen kurum içi düzenlemelere riayet eder.BaÅŸkanlığın görevleri ise ÅŸunlardır (md. 17): a) 2559 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesi, 2803 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi ve 2937 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesi ve kayda alınmasına yönelik iÅŸ ve iÅŸlemleri tek bir merkezden yürütmek, b) 5271 sayılı Kanunun 135 inci maddesi kapsamında yapılacak iletiÅŸimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesine yönelik iÅŸ ve iÅŸlemleri tek bir merkezden yürütmek,c) (a) ve (b) bentleri kapsamındaki taleplerin bu YönetmeliÄŸe ve diÄŸer ilgili mevzuata uygun olup olmadığını incelemek ve gerektiÄŸinde yetkili mercilere baÅŸvuruda bulunmak,d) (a) ve (b) bentleri uyarınca gerçekleÅŸtirilen iÅŸlemler sonucunda elde edilen verileri ve bilgileri ilgisine göre Millî Ä°stihbarat TeÅŸkilatı MüsteÅŸarlığına, Emniyet Genel MüdürlüÄŸüne ve Jandarma Genel Komutanlığına, talep etmeleri halinde mahkemeye ve Cumhuriyet baÅŸsavcılıklarına iletmek, e) Bu Yönetmelik çerçevesinde yapılacak tespit, dinleme, sinyal bilgilerinin deÄŸerlendirilmesi ve kayda alınması faaliyetlerini olanaklı kılacak her türlü teknik alt yapının, kamu kurum ve kuruluÅŸları ile kamu hizmeti veren kuruluÅŸlar ve iÅŸletmeciler tarafından kurulmasını saÄŸlamak, saÄŸlatmak, gerekli alt yapıyı kurmayan iÅŸletmecilerin cezalandırılması yönünde giriÅŸimde bulunmak, f) 11 inci maddenin üçüncü fıkrası, 12 nci maddenin ikinci fıkrası ile 15 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla, BaÅŸkanlık faaliyetleriyle ilgili olarak kamu kurum ve kuruluÅŸları ile kamu hizmeti veren kuruluÅŸlar ile iÅŸletmecilerden gelen her türlü bilgi, belge ve kayıtların bilgi güvenliÄŸi kriterlerine uygun olarak arÅŸivlenmesini saÄŸlamak. XX. YAPTIRIM VE TAZMÄ°NATCeza Muhakemesi Kanunu’ndaki ve önleme/istihbarat amaçlı telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸimin denetlenmesine iliÅŸkin hükümlere aykırılıklar Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesi ile yaptırım altına alınmış bulunmaktadır. Aynı kanunun 137. maddesinde de “haberleÅŸmenin gizliliÄŸini ihlal” suçunun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiÄŸi yetki kötüye kullanılmak suretiyle iÅŸlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hükmü sevk edilmiÅŸtir. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiÅŸimin denetlenmesinde gizlilik kuralına uyulmamasının müeyyidesi ise Türk Ceza Kanunu’nun 285. maddesinde düzenlenmiÅŸtir. Ayrıca 258. maddenin (göreve iliÅŸkin sırrın açıklanması) uygulanması da söz konusu olabilir. Telekomünikasyon yoluyla iletiÅŸimin denetlenmesi tedbiriyle ilgili olarak doÄŸan zararların tazmini konusunda kanunumuzun bir düzenleme yapmamış olması büyük bir eksikliktir. Özellikle bu tedbirin gizliliÄŸi[9] ve ancak tedbirin sona ermesi ile beraber tedbirden haberdar olunması ve ayrıca denetlenmesi olanağının ÅŸüpheli veya sanığa verilmemiÅŸ olması karşısında bu eksikliÄŸin çok önemli bir eksiklik olduÄŸu açıktır. Esasen tazminatın bütün koruma tedbirleri ile ilgili olarak kabul edilmesi bir hukuk devletinde olması gereken vazgeçilemez, önemli bir gerekliliktir.


[1] www.tdk.gov.tr
[2] KrÅŸ. Özbek/DoÄŸan, CMK Ä°zmir Şerhi, Ankara 2005, 567.
[3] ÖÄŸretide bu tedbire sadece soruÅŸturma evresinde baÅŸvurulabileceÄŸini savunan yazarlar vardır, Centel, Nur/Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 3. B., Ä°stanbul 2005, 316, 317.
[4] RG 10.11.2005
[5] Kühne,Hans-Heiner, “Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Koruma Tedbirleri”, Hukuki Perspektifler Dergisi, S. 3, Nisan 2005, 47.
[6] Tezcan, DurmuÅŸ/Erdem, Mustafa Ruhan/Sancakdar, OÄŸuz, AÄ°HS Işığında Türkiye’nin Ä°nsan Hakları Sorunu, Ankara 2004, 406.
[7] Kühne, 47
[8] Şahin, Cumhur, Ceza Muhakemesi Kanunu Gazi Şerhi, Ankara 2005, 379.
[9] Özbek/DoÄŸan, 578.
 

Duyurular

Haberler

Portal Hakeri Portal Hakeri - Yeni CMK'da İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması